Kullanıcı adınız: Şifreniz:     Şifremi unuttum!  |  Üye Ol!
 

     Bocut.Com

<?=Bilgi ve Kültür Portalı?>

 

          
KATEGORİLER
 
Şehir Rehberi
Teknoloji
Tarih
Sağlık
Önemli Günler
Kültür Sanat
Hayvanlar
Haberler
Biyografiler
Diğer Kategoriler
Üye Resimleri
İlginç bilgiler
BAĞLANTILAR
 
msn ifadeleri
youtube
haber
msn resimleri
YENİ SÖZCÜKLER
 
Komodo Ejderi
virüs
format atma
pafta
hemoroid
sinüs
cönk
papirüs
sinterleme
harabat
depresyon
anemi
progeria
hoptek
kolbastı
trafik canavarı
kermes
tabaka
huni
Jön Türkler
Tüm Sözcükler
Başlık: Ebru Sanatı | Kategori: El işçiliği
Ebru Sanatı
Türk el yazmaları sanatının bir parçasıdır.El yazmalarında nasıl yazı bir sanata dönüştürülmüş kağıtlar tezhiplenmişse yine aynı çalışmanın bir parçası olarak kitap sayfalarının ve cilt kapaklarının süslenmesi gayesi ile ebru yapılmıştı.Özel olarak hazırlanan kağıtlar.Kitre denilen ve özel karışımlı bir sıvı içerisine serpilen boyalar şekillendirildikten sonra üzerine kağıt kapatılması ile elde edilir.Ebrunun bir özelliği aynısının bir kerede daha yapılamaması, kendine özgü oluşudur.Sıvı içerisine serpilen boyaların iki defa aynı şekil alması mümkün değildir.

Battal Ebru

Ebrunun ilk merhalesini teşkil eder.Kitre üzerine atılan boyalara hiçbir müdahalede bulunmadan elde edilir.

Gelgit Ebru

Kitre üzerindeki battal ebruya ince bir tel ya da at kuyruğu vasıtasıyla soldan sağa yukarıdan aşağıya doğru verilen bir hareketle elde edilir.

Şal Ebru

Gelgit ebru yaıldıktan sonra üzerine hiçbir serpme yapmadan, gelişi güzel ve makbul hareketlerle karıştırılmak suretiyle yapılan ebruya denir.

Bülbül Yuvası

Baddal ebru üzerine, iğne ile dıştan içe doğru spiral hareketlerle, teknenin enine 5 boyuna ise 4 adet yapılır.

Taraklı Ebru

Gelgit ebrusu yapıldıktan sonra üzerinden, tekne boyundaki bir tahtanın üzerine teller çakılmak suretiyle yapılan tarak, kitreye temas edecek şekilde ve teknenin sol tarafından sağ tarafına çekilerek elde edilir. İsteğe bağlı şal ebrusunda yapıldığı gibi gelişigüzel fakat makbul hareketler de verilebilir. Taraklı ebruda, tarağın sıklığına göre kalın taraklı ve ince taraklı ebru adını alır.

Hafif Ebru – Ta’lik Ebrusu

Hattatlar tarafından üzerine yazı yazmak amacıyla, su ve öd oranı fazla boyalar kullanılarak yapılan, şal desenli ebrulara denir. Renk dada pasteldir.

Neftli Ebru

Küçük bir kavanozun içerisine merhem kıvamındaki boya konur. İçerisine birkaç damla neft

dökülür ve iyice ebru fırçası ile karıştırılır. Su ayarı yapılır. Baddal ebrunun en son boyası olarak kullanılır. Atılan boyaların en fazla mercimek büyüklüğünde olması makbuldur.

Sayın Hocam Fuat BAŞAR’ın ustası Mustafa DÜZGÜNMAN neftli ebruyu tanımlarken,hataları örttüğü için bir bayanın süslenmesine benzetir.

Hatip Ebrusu

Adını Ayasofya Camii İmamı Hatip Mehmet Efendiden alır. Zemin ebrusu üzerine su oranı az ve öd ayarları yapılmış boyalar iç içe damlatmak suretiyle, teknenin boyuna 4, enine 5 adet halka yapılır. yapılır. Biz yardımı ile bu halkalara beşyüzden fazla değişik desen verildiğini hocamız Fuat BAŞAR söylemişti. En çok bilinenleri ise yürek, taraklı yürek, çark-ı felek, yonca, hercai (menekşe), yıldız, mütenevvia’dır.

Çiçekli Ebru

Çiçekli ebruda İlk önce zemin ebrusu yapılır. Daha sonra hazırlanan yeşil boya ile tekneye atılan yuvarlak halkalara biz yardımı ile yaprak ve dal formu verilir.Yapılan sapların uçlarına

Çiçeğin rengine göre renkler damlatılır. Uygun bizler kullanılarak çiçeğe de formu verilir. Bu şekilde elde edilen ebrulara çiçekli ebru yada Necmeddin ebrusu adı verilir. Üstad Necmeddin OKYAY’ın yapmış olduğu lale, karanfil, menekşe, sümbül, gül ve gelincik çiçeklerine, Üstad Mustafa DÜZGÜNMAN da papatyayı ekleyerek, mükemmel biçimde stilize etmişlerdir.

Koltuk Ebru

Normal yapılan çiçeklerden çok daha küçük olurlar. Aslında çiçek ebrusudur fakat yazı kenarlarında ve hat levhalarında koltuk denen boşlukları doldurmak amacı ile yapıldıkları için bu adı almıştır.

Yazılı Ebru

Yazılı ebrunun mucidi olan Necmeddin OKYAY aynı zamanda da devrinin en büyük hattatlarındandır. Mürekkep yerine Arap zamkı kullanarak yazılarını ebrulamıştır. Daha önceleri ise yazının kalıbını keser ıslanınca kağıdı bırakan zamk ileyapıştırır, kağıdı ebruladıktan sonra da bu kalıbı sökermiş.Üstad kağıdın kenarlarından taşan zamkın bulunduğu yerlerin boya almadığını görünce, mürekkep yerine arap zamkını kullanmıştır.

Niyet hâyır, sonu hâyır.

Kumlu ve Kılçıklı Ebru

Ebru teknesinin sonuna doğru yapıldığı gibi kalkan balığının ödü kullanılarakta yapılır. Su ve öd oranı az ayarlanmış boyalar kullanılmalıdır.Teknenin bir noktasına lahor boya,geri kalanına farklı boyalar kullanılarak, iç içe halkalar tekneyi dolduruncaya kadar kalın bir biz ile damlatılır. Bu suretle elde edilen ebrulara kumlu ve kılçıklı ebru denir.

Altınlı Ebru

Ebru boyalarının içerisine altın ilave edilerek karıştırılır. Su ve öd ayarı da yapıldıktan sonra yapılan çalışmaya altınlı ebru denir. Maliyeti daha fazla olduğu için çok fazla yapılmayan bir ebru çeşididir.

Zerefşanlı Ebru

Kıt’a, Minyatür ve levhaların çevresine yapılan ebruların üzerine daha sonra varak altın serpilerek yapılır.

Akkase

Akkase; bir kağıdın yazı yazılacak kısmının ayrı, etrafının ayrı renge boyanmasıdır. Bu şekilde yapılan kağıtlara ise akkaseli kağıt denir. Kelime Türkçemizde kullanılan “aks” den gelmektedir.

Bu sanat, ebru sanatında da kullanılmıştır. Kağıdın yazı yazılacak kısmının doğal rengiyle kalması amacı ile bu kısım Arap zamkı ile zamklanır. Arap zamklı kâğıt kuruduktan sonra ebru teknesine uygun biçimde yatırılır. Arap zamkının olduğu kısımlar ebrulanmaz, diğer yerler ise ebrulanır. Bu şekilde yapılan çalışmaya Akkaseli Ebru denir.

Ebru'nun Tarihi
Ebrunun 1000 yıllık bir tarihi olduğu bilinmektedir.Çin'de lin-şa-şien, XII. asırdan itibaren Japonya'da suminagaşi ve beninagaşi isimleriyle sulu vasatta yapılan bir takım çalışmalar bilinmektedir.Daha sonraki asırlarda Çağatay Türkçesi'yle ebre adını alarak Türkistan'da ortaya çıkmıştır.Türkistan'dan en geç XVI. asır başlarında İpekyolu'nu takiben İran'a geçişinde ebri olarak isimlendirilen bu sanat, görünüşüyle gerçekten bulut kümelerine benzer şekiller taşıdığından, buluta nisbet ifade eden bu Farsça ismi doğrulamaktadır. Osmanlı ülkesinde de revaç bulan aynı isim, telaffuz zorluğundan son yüzyılda Türkçe'de ebru'ya dönüşmüştür. Galat olmakla beraber, kaş gibi şekiller de ihtiva ettiğinden, bu sanata ebru denilmesi bir çelişki sayılmamalıdır; çünkü ebru kelimesi Farsça'da kaş manasına gelmektedir. XVI. asır ortalarında Mir Muhammed Tahir tarafından Hindistan'da yapılmaya başlandığı rivayet olunan ebruculuk, buradan İran'a ve sonra da İstanbul'a kadar yayılmıştır.Aynı yüzyılın sonlarında, İstanbul'dan Avrupalı seyyahlar tarafından kendi memleketlerine götürülen ebru kağıtları önce Almanya'da, sonra da Fransa ve İtalya'da mermer kağıdı veya Türk mermer kağıdı, hatta sadece Türk kağıdı adıyla tanınıp benimsenmiş ve oralarda da yapılmaya başlanmıştır. Zaman içinde İngiltere ve Amerika'ya da yayılan ebru kağıdı, her ülkenin sanat anlayışına göre bir başkalık gösterir. Bunda, kullanılan değişik malzemenin de rolü olmalıdır. Belgelenen en eski ebru örneği 16. yüzyıla aittir. Kağıdın süslenmesinde, kıt'a ve levhaların iç ve dış pervazlarında, yazma ciltlerinde yan kağıdı olarak sıkça kullanılmıştır.

M.Uğur Derman/Osmanlı Ansiklopedisi/C.11,s.189



kitre ebru çeşitleri ebru sanatının tarihi arap zamkı türk kağıdı çağatay türkçesi türk el yazmaları
Tarih: 7.3.2008-04:22:36 | Yazar: bocut | 480 defa okunmuş.
imza:
Bilgi ve Kültür Portalı
Yorumlar (0)
Tüm yorumları görmek için tıklayın!
Yorum Yap
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.(üye değilseniz kayıt olmalısınız).
www.bocut.com
 
 

Özel Siteler Bilgisayar ve İnternet