Doğum ve ölüm tarihi kesin olarak bilinmeyen dervişlerimizdendir. Sivas dolaylarında yaşamıştır. Şiî ve Kızılbaştır. Kızı ağzından yazılan bir destanda, Kızılbaşları ayaklandırmaya kalkışmış olduğundan, yakalanıp hapse atılmış ve idam edildiği söylenmiştir. Bir şiirinde, belinin büküldüğünü, dişlerinin döküldüğünü de söyler ki, bu da çok yaşadığını göstermektedir.
Soyu Yemen'den gelme olan Pir Sultan'ın asıl adı Haydar'dır. Alevîler, genellikle soylarını ona bağlarlar. Pir Sultan’ın Bektaşîlik'teki mertebeleri aştığı, unvanlarından bellidir: Tarikatın en yaşlılarından olduğu için “Post”a oturmuş, “Pir” unvanını ve “Dede Sultan” lâkaplarını hak etmiştir.
Abdal’lığa gelince, Bektaşîlikte “Bedil” olan, yani mâna âleminden yeryüzüne kıyafet değiştirerek tebdil gezdiklerine inanılan kırk uluya “Abdal” derlerdi ki üç yüz veli, yani ermiş arasından seçilirlerdi. Bunların kimler olduklarını da yalnız kendileri bilirlerdi. Kırk Abdal'ın yedisine “Erkân” (direkler), üçüne ise “Evtad”, yani bağlayıcılar denirdi. Bir tanesi de “kutup” rütbesini alırdı.
Pir Sultan, işte o kırklara karışmıştır. Ancak her ne kadar Bektaşîlik bir tarikatsa da Kızılbaşlık öyle değildir. Eylem ve politika yoluyla dünyaya gerekli düzeni vermek Kızılbaşlığın şanındandır. Bu sebeple Pir Sultan da eyleme kalkışmış ve Hızır Paşa tarafından Sivas'ta yakalanarak asılmıştır.
Yürü bre Hızır Paşa
Senin de çarkın kırılır
Güvendiğin padişahın
Ola ki bir gün devrilir
|